1 Kasım 2010 Pazartesi

Sana Bir Tanri Getirdim





Hani o iki kisilik dünyalar bizimdi
Hani sen iyiydin
Halden anlardin
Hani sen git demiyecektin bana
Ve ben herseye ragmen gelecektim
Içimde bir umut
Ellerimde olgun meyvalar
Dünya nimetleri
Gözlerimde yanip yanip sönen bir pirilti
Ama ne sen gel dedin
Ne de ben gelebildim herseye ragmen
Askimiz ayriliklarla basladi

Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik
Öyle ateslerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu
Karli daglarin serinliginde uyurduk geceleri
Deniz fenerinin isiginda yikanirdik
Köpükten bir çalkantiydi içimizde zaman
Ne yana baksak denizdi maviydi isikti
Sonra bir çaresizlikti zifir
Akintiya kapilmis gemiler gibiydik

Bir org çalinir gibi yanibasimizda
Öyle kendinden geçmis öyle basibos
Öyle derin duygular içindeydik anlatilmaz
Sarhos rüzgarlara biraktik kendimizi
Aldigini geri vermez dalgalara
Görmedigimiz ülkeler gördük gün dogusunda
Tatmadigimiz yemislerden tattik günahkar olduk
Alevden bir tasta eridi günler
Bir cehennem atesiydi ask içimizde
Hiç sönmeyecekmis gibi yaniyorduk

Tutsakligimiz nasil basladi bilinmez
Pasli demir kapilar kapandi üstümüze
Tas duvarlarda kayboldu boguk seslerimiz
Çaresizligimizi bize aynalar söyledi inanmadik
Kusatildik ansizin kederle ayrilikla
Aman vermez karanliklar sardi dört yanimizi
Yalnizlik bir agri gibi çöktü basimiza
Uyuduk bir daha uyanamadik

Simdi bir kutup var sana çeker beni
Bir kutup var senden öteye
Ben onun için böyle ortaliklarda kaldim
Dag yollarinda caddelerde sokaklarda
Onun için bulup bulup yitirdim seni
Hangi kapiyi çaldiysam sen açtin bana
Hangi gözümü yumduysam seni gördüm
Zamandin zamandan öte bir seydin
Yillarca bir mesale gibi yandin uzaklarda

Bu manyetik alanda bogulmam senin yüzünden
Bu zincirleri sen vurdun ellerime
Sen getirdin bunca karanliklari
Al sunu mum yak
Korkuyorum
Bir tas aldim attim denize
Günahlarimdan kurtuldum
Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
Öteye gidemem
Itme beni

Benim de bir insan tarafim vardi
Bakma böyle kötü olduguma
Benim de dileklerim vardi
Benim de bir bekledigim vardi yasamaktan
Yeter artik vurma yüzüme çirkinligimi
Hergün bir kadin aglar benim yüzümde
Büyük dertler için benim ellerim
Anlamiyor musun
Sen sevildigin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmedigimden böyle çirkinim

Bütün kötü yerlerde ben korkarim
Biliyorum
Bir hayvan lesiyim öleli kirk gün olmus
Fabrika bacalarinda bir kara dumanim
Zehirim akrep kuyruklarinda
Kötüyüm sevemedigin kadar
Öyle fenayim
Kapanmis biçak yaralarinda
Bu pis çöp tenekelerinde unut beni
Unut artik
Bayat bir ekmek gibi
Çürümüs bir elma gibi

Sari badanali evlerde kazanlar kaynar
Sari badanali evlerde günahlar islenir her gece
Sari badanali evlerde ölüler yikanir
Sari badanali evleri sev biraz
Bu evlerde zaman benim aksamlarimdir yitirilmis
Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
Bu sarilarda benim yüregim bir ölür bir dirilir
Anladim
Bu dünyada benden baska kimse yok beni anlayan

Tosca' dan bir arya hatirliyorum simdi
Sus biraz
Ensemde bir akrep yürüyor
Birak yürüsün
Sabaha asacaklar beni
Dokunma
Yedi canim vardi ikisi gitsin
Bunca ölümler az gelir bana

Kalbimi yardim
Bir damla kan akti
Kutuplara kar yagiyordu
Üsüdüm
Failatun vezniyle seni çagiriyorum
Bana imbiklenmis yesilligini getir
Dur gitme
Bes kurusum vardi kaybettim
Dur gitme
Isirgan otlarindan kurtar beni

Deniz analarinin gözlerini çaldim
Sana bakmak için
Günesi üçe böldüm
Al biri senin olsun
Yüzümde bes biçak yarasi var
Bir de sen vur
Barut kokusunu severim
Bir portakali dilim dilim soy
Aciktim
Tut ki ben yogum artik yeryüzünde
Tut ki bir marul yapragiydim
Öldüm

Al su serçe parmagim sende kalsin.
Ben kötüyüm
Allahsizim
Korkunç çirkinim
Ben seksensekizinci tul dairesiyim
Sag gözümün üç kirpigini kestim
Al
Ben lanetlendim

Chopin' in cenaze marsi çaliniyor
Ölüler ayaga kalkti
Görüyor musun
Su soldan ikinci benim
Senin yüzünden öldüm
Simdi seni getiriyorlar karanligima
Agliyorum
Biraz sev beni
Gül biraz
Yaklas biraz
Seni affediyorum

Kuskonmaz dallarina astim kendimi
Sedir agaçlarina gül yapraklarina
Basimi taslara vurdum
Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandi
Tanrisal duygular içindeydim
Bütün tanrisizligimdan uzakta
Bir kemiklerinin sertligini aldim
Bir teninin akligini
Sonra sicakligini dudaklarinin
Gel bak
sana bir tanri getirdim
Gel bak
bir tanri yarattim senden



 (Ankara, 1957)
Ümit Yasar Oguzcan

21 Ekim 2010 Perşembe

Kolonya çiçeği ve pembe tas gülü


Ekim ayında Adana'da bir akşamüstü,
Sokağın başında bir hınzır kolonya çiçeği dalgası sardı yüreğimi
Arındı ruhum...
Ekim ortasında kıpır kıpır kalbim yaz bahçelerinde
Tutmak artık çok güçken nefesimi içimde
Bir yeni nefes daha aldım bir ev ilerde
Yine bir dostla karşılaştım o anda
Çocukluğumdan kalma bir pembe gül
Nazlı nazlı kokuyor ama aynı nağmalerle...
Hani zaman geçtikçe kokular başka kokar, tatlar bile değişir
Ama işte o hiç değişmemişti sanki
2 saniye sürdü buluşmamız
Gündelik hayatın sıkıntılarına dönene dek.

Resim:Bridgeman-Adada düş

9 Ekim 2010 Cumartesi

Sen kendini seviyorsun aslında...

senin için yaptıklarımı,
yapabileceklerimi seviyorsun.



dargınlar masası




Deniz kenarında bir masa
Bir gökyüzü hatırlıyorum
Bir omzundan bir omzuna,
O kadar yakındın bana…
Gemilerin sularda batan ışıkları,
deniz anaları, yosunlar kımıldar alacakaranlık bakışlarında,
Bakışlarında bütün yıldızlarıyla bir yaz akşamı…
Şimdi bunca yıl sonra ellerini hatırlıyorum ellerimin yanında
Gözlerini yeni görüyorum daha
Gözlerin sevdalı, aşık…
Konuş ne olursun bu sağır sessizliği yık
Yalan de, değil de, unut de bana
Konuş hatırlama artık
Bilirim ne yaptım ne dedimse hata
:) Bu işe çocuklar gibi başladık
Çocuklar gibi
İyi ki geldi aklıma
Sevmek isterken her defasında
Elimize ne geçerse kıra kıra…
Dedim ya, hatırlama artık
Şarkıyı dinle pick-up’da
Şarkı Rumca “Neden ayrılalım?” diyor
Neden ayrılalım?
Düşün bir daha.
İçtiğim su, yediğim ekmek, adım gibi biliyorum
Yasemin kokuları gibi Göztepe’nin
Urla’nın deniz kıyıları gibi
Öyle görür gibi, koklar gibi, elle tutar gibi biliyorum
Seni seviyordum!
Sana şiirler söylemek, yalvarmak istiyordum, yana yakıla
Yüzünün göklerinde siyah bulutlar,
Yağmurlar vardı saçlarının ormanlarında
Akşam inen sokaklara bakan camları bekar odalarının Ankara’da
Yalnızlıklarım geliyordu aklıma
Ağlamak istiyordum.
Hiçbirini yapmadım ama
Aşkımız boyunca sana söylediklerim
Söylemek istediklerimden ne kadar başka
Anlaşılır şey değil böyle
Geleceği düşüne düşüne geçmişten laf etmek
Bi ara
Sana baktım da
Bizi koyup giden zamanı gördüm
Yalnızlığı gördüm, mahsunluğu gördüm
Sonra unuttum laf arasında
Şimdi söyleyebilirdin diyeceksin; yan yanaydık
Gördüm, ellerin, dudakların
En az Şili kadar, Çin kadar uzaktı bana
Kıtalar, yıldızlar kadar uzaktı
Bastığımız topraklar ayaklarımızın altında.
Senden mutluluklar eserdi geçmiş gelecek bütün yaşantıma
Güneşler doğar doğmaz, ışıklar yanar yanmaz
Senin dünyaların ışırdı dört yanıma
Bitkilerin, faytonların, yastıkların vardı senin
Yüzümü güldüren göklerin, serin serin denizlerin
Besbelli,
Yollarım seninle bulup da yitirdiğim bir cennete uğradı.

Necati Cumalı DARGINLAR MASASI/ 14.05.2002/ 16:31
Kütüphane

8 Ekim 2010 Cuma

sen ve ben


Birgün karşılaşırsak
Sen ve ben
Eskileri anarak
Kucaklaşır mıyız acep?
Sen ve ben
Bir ağaç altında
Havanın serinliğinde
Vücutların sıcaklığında
Yaşamın mutluluğunda
Sen ve ben


Bülend EVLİVA/Bülend'ce Dizeler

Kaktüs



Bir tarafta sümbül
Bir tarafta gül
Ortada bir konca gül
Sen kendini ne sanıyorsun
KAKTÜS


şiir, Bülend EVLİVA/Bülend'ce Dizeler

2 Ekim 2010 Cumartesi

Küçük Deniz Kızı


Uzak adalarda yaşayan güzel deniz kızı
Ta oralardan beni görmeye geldi dün akşamüstü
Dünyama kendi dünyasının binbir rengini de getirmiş bak,
Ruhumun yoldaşı,
Kalbimin minik kız kardeşi,
Gülüşümün pırıltısı...
Sevindi mi binbir renkle menevişlenen bir deniz,
Üzüldü mü iki damla inci tanesi
Ruhum yokluğunda hep biraz eksik,
Hep biraz yarım kalacak.




Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.