19 Şubat 2011 Cumartesi

İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.
Ümit Yaşar Oğuzcan


İtiraf: Deniz kızım bu şiirden arak yapmıştık sana yazdığımız kartı... Yine bir İstanbul macerasında buluşmak dileğiyle :D

11 Şubat 2011 Cuma

TUTKU


Satürn'ün laneti hala hüküm sürüyorken bu sularda
Geçmişten hatırladığım ilk aşk kıpırtıları gibi
Zamansız bir tesadüf,
Unuttuğum duygular, heyecan, sevinç, coşku
Yeniden faaliyete geçmiş bir yanardağ gibi
Ama huzursuzluk beraberinde, suçluluk duygusu...
Ne zaman masumdum,
Ne zaman hain?
Bilmiyorum kim olduğumu
Ve en güvenmediğim kendimken nasıl huzur bulabilirim?...

Kozmik fırtınalar devam ediyordu,
Mars geri gitti, ay tutuldu.
Sonra birden yine parıldadın,
Uzaklardan bir yabancı parıltı,
Çölde bir serap,
Bir anlık bir göz yanılması,
Cennetten bir köşe, cehennem azabı.
Sirenlerin büyülü sesleri kadar tehlikeli,
Gemi direğine bağlı Odysseus gibiyim.
Seslerden çılgına dönmüş, atamıyor kendini karanlık sulara
Kurtulsa bile bu sulardan hiç unutamayacak o sesleri.

Ah tutku bence şimdi ölmen gerek…


6 Şubat 2011 Pazar

İbrani Üçlüsü

En güzeline Sulamlıların
kutsal Yahud korusunun çiçeği
kokundan yayılır ve yeniden doğar
tapınak, kaynak ve defne
ve senden bende uyanan
ritmin, dansın, şehvetin
çünkü dudağın yansıtmakta
kana bulanmış altın tepsisini Salome'nin

ARİF DİNO/Çok Yaşasın Ölüler

5 Şubat 2011 Cumartesi

erken doğum günü kutlaması

Yeni hedefler, yeni yollarım var,
Kocaman bir umut
Uçsuz bucaksız hayallerim var
Artık hiç bir sınır istemiyorum
Yeter kimse döndürmesin beni sıkıcı, yaşlandırıcı gerçekliğe
Yepyeni hisler,
Yepyeni başarılar
Yeni bir ben diliyorum bu sene kendime.

21 Ocak 2011 Cuma

Gagavuzca bir şiir denk gelmişti bir zaman...





Böcek, böcek gel bana
Bir laf söyleycäm sana
Yapacam bän bir evcäz
Sän taşı bana kumcaz
Sän taşı bana sucaz
Sän taşı bana otçaz
Evcezi ben yapacam
Sän da orda yaşaycan

 "Dionis Tanasoglu "

Bir yaz gecesi rüyası

Rüyaydı herşey ılık bir yaz gecesinde geçen
Kalbindi karanlık geceyi ışık ışık yıldızlarla süsleyip güzelleştiren
Ay ışığına yol gösteren.
Ama geceler biter,
Ki derler, her güzel şey de bitermiş.
Aşıklar ayrılırmış sabahları usulca,
Belki de hiçbir zaman dönmeyecekler bu perili ormana.
Acı, gözyaşı, bekleyişler, pişmanlıklar...
Ama belki bir ses duyulur sonra
Oyundaki gibi hani:
"Hepsi şaka, hepsi şaka, sakın buna kanma!"

7 Ocak 2011 Cuma

sabaha karşı 4 sularında...



Tatlı tatlı esen sabah rüzgarı,
Beni de uzak adaların esintilerine karıştır.
Ölüm taklidi uykumda yükselirken ruhum,
Bırakıver beni de kaygısız diyarlara...

İllüstrasyon; Marc Gustavson

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.