chania etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chania etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2010 Cuma

Nikos Papazoglou-Kaneis edo den tragouda


Bu gece kalbim parçalanıyor


Today the heart cracks
With the baglama
It all fell to pieces
Like broken glass

I remembered, we used to drink
At this very table
Now who knows where she's running to
Who knows what she's looking for

No one here sings
No one here dances
They only hear the tune
And their mind drifts

If you happen to see her
Bring her to the tavern
I'll be hidden in the corner
To see her a little

No one here sings
No one here dances
They only hear the tune
And their mind drifts




11 Nisan 2010 Pazar

Güzel bir anı




Bahar gelmişti adaya, renk renk giyinmişti chania,
Ruhumuza yansıyan mevsim gibi giyinmiştik dünyalar güzeli bir arkadaşla.
Savrulan etekler, çıtır çiçekli bluzlerimizle
Sadece dolaşmak istedik, amaçsızdık.
Güneş gözlerimizi alıyordu.
Durakta chania otobüsünü bekledik
Yarım saat bekledik ama hiç sıkılmadık, hep gülüyorduk.
Merkeze gelince, cıvıl cıvıl insanlarla dolu meydana indik.
Her yer turist kaynıyordu,
Agoraya bir el sallayıp
Dar taş sokaklara daldık
Birbirine yaslanmış eski evlerin arasından old harbour’a vardık.
Güneş hafif hafif yakarken rüzgar da serinletiyor,
Terlememize imkan vermiyordu.
Çok turistik olmayan kumkapıya gitmek istedik
Kıyıdan kıyıdan yürüdük uzun yolları, kıvrıla kıvrıla
Papatyadan tarlalarda fotoğraflar çektik, mis gibi havayı derin derin içimize çektik
İki beyefendi bizi bir şeyler içmeye davet etti, kibarca
Nedensiz utandık birden
Selamlayıp teşekkür ettik kızararak,
Derken kumkapı karşıladı bizi
Ahşap masalardan birine oturduk
İki bira söyledik, patates bir de
Sakindik çok konuşmadık
Ama gerek de yoktu.
Kırmızı ojeli uzun parmaklar soğuk bardaklara dolanmış.
Batan güneşi uzun uzun seyrediyorduk
Ne kalbimin kırıklığı aklımda, ne dönüş telaşı, ne yarın kaygısı.
Chania kalbimize doluyor, sadece huzur, mutluluk.


















Yine ada çağırdı kendine...



Bu pazar sabahı uyandığımda hava kasvetliydi, ruhumun aydınlanmaya ihtiyacı vardı.
Yanımdaki kitabı aldım

*“Deniz süt beyazdı
Kayıktaki adam yavaşça kürekleri denize indirdi
Arka arkaya üç balık fırladı havaya
Üçü de pembe bir pırıltıdaydı
Üç yerden üç kuş sesi geldi
O anda da deniz menekşeye kesti.
Adanın ucundaki nar bahçesinin tepeleme yığılmış çiçeklerinin alı denizin dibine çökmüştü
Denizden arka arkaya üç balık fırladı, üçü de al bir çizgide parladı, söndü
Seher yeli ılık, tuzlu bir deniz kokusu getirdi kıyılardan, ot, kekik, adaçayı, çiçek kokusuna karışmış…”
ve birden ferahadım.

Böyle bir dünyada yaşamak, bu dünyada cenneti bulmak demektir.
Yollarım bulup da yitirdiğim bir cennete uğradı.
Hep dediğimiz gibi "Herkes bir gün adaya dönmeyi hayal eder"...
Bende öyle yaptım.

*Bir Ada Hikayesi’nden (2)- Yaşar Kemal

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.