Bozcaada çok sevdiğimiz, tüm sene 2 günlük bile olsa bir uğrasak diye düşlediğimiz, çok özel bir ada, hele her sene haziranın son haftası yaptıkları şarap festivali benim için çok özel çünkü ilk amatör tadımlarımı bu festivalde yaptım. Bu festivalle bu kadar heveslendim ve başka bilgiler için bir temel oluşturdum. Festivalde tadımların, eğitimlerin ve bağ gezilerinin dışında bir çok yerde canlı müzik gösterileri yapılıyor. Kaliteli müzisyenler sahne alıyor. Şimdi bu yeni yasa ile bu güzel festivalin iptal olduğunu duymak beni ne kadar üzüyor anlatamam. Bu çok eskilerden gelen bir kültür, bu toprakların bir gerçeği ve son yıllarda yabancı turistlerin de bir hayli ilgisini çekiyordu. Yeni yasa, uluslararası olanlar hariç, her türlü tanıtım ve promosyonu yasaklıyor. Aklım almıyor, önce deniyor ki bu getirdiğimiz kısıtlamalar yurt dışında da var, yurt dışında nerede böylesi bir festival iptal ediliyor? Nasıl bu üreticiler ayakta duracaklar? Bu festival kusana kadar şarap içme yeri değil ama böyle görüldüğü sürece kime ne anlatabiliriz?
Bozcaada Şarap Tadım Günleri’nin iptal edilmesi ulusal basında da büyük yankı uyandırdı. Yurt Gazetesi’nden Haluk Şahin'in yazısını aynen paylaşıyorum ben de;
“Bozcaada Şarap Tadım Günleri’nin iptal edilmesi epey gürültü kopardı. Biraz adanın muhtarı sayıldığımdan olacak, pek çok kişi bana başvurdu, bilgi almak istedi. Bunun son geçirilen alkol yasasıyla bağlantı olup olup olmadığını sordular, zücaciye dükkanında hora tepen file benzeyen yasakçı kafayı kınadılar, “Bu, hayat tarzına müdahale değil mi? Üç bin yıllık bağcılık şarapçılık geleneği olan bir turizm incisine bu yapılır mı!” türünden şeyler söylediler…
Çoğu kez haklıydılar. Ben de onlara bildiklerimi anlattım: “Şarap tadım günleri” yeni yasa tarafından doğrudan iptal edilmiş değil, zaten yeni yasanın tam yürürlüğe girmesi için bazı adımların atılması bekleniyormuş. Ancak yeni yasa, uluslararası olanlar hariç, her türlü tanıtım ve promosyonu yasaklıyor. Ağır cezalar, yaptırımlar koyuyor. Düşünebiliyor musunuz, yıl boyu uğraşıyor didiniyor, bölgenin en güzel şaraplarını üretiyorsunuz ama “Benim şarabım güzel!” diyemiyorsunuz!
Bu ortamda siz olsanız ne yaparsınız? Hükümetin şarap sektörüne olumsuz bakışından zaten bizar olan şarap üreticileri ağır cezalara çarptırılmaktansa riziko almamayı uygun görmüşler. Kaymakamlık ve Belediye acele tarafından bir çare üretmeye çalışmış ama şimdilik başaramamış.
Yani, her yıl biraz daha renklenen, adaya turist çeken bir Ege şenliği bu yıl için takvimden silinmiş.
Çok ayıp, çok yazık ve ada açısından çok vahim!
***
Neden mi? Birkaç ay önce çıkan “Poyrazaltı: Bozcaada Değişirken” adlı yeni kitabımdan bir alıntıyla açıklayayım:
“Eğer Bozcaada İstanbul’dan uzanıp tüm dokunduğu yerleri betonlaştıran ve çirkinleştiren yazlık turizmi canavarından canını kurtaracaksa, bu, adanın bağcılığı ve şarapçılığı sayesinde olacaktır.
Yoksa, Kumburgaz’ın, Silivri’nin, Marmara Ereğlisi’nin, Akçay’ın, Didim’in vb. vb. başına gelen felaket bu güzelim adanın da başına gelecek, dünyanın en özel elmas parçalarından birisi işportalık incik boncuğa dönüşecektir.
Alametlerin belirdiğini de söyleyebilirim.
Ama Bozcaada’nın hâlâ bir şansı var. Belki de son şansı!
Böylesi bir deneyimi yaşamış olmaktan dolayı o kadar mutluyum ki... Böylesi eğitici, öğretici olacağını beklemiyordum. Her sene bu tarihlerde düzenlenen Bordo Haftasonu Grand Cru Tadım etkinliği kaçırılmaması gereken bir fırsat. 100'den fazla şarabın bir arada tadımı, şato sahipleri ile birebir tanışabilme fırsatı. Bu arada bir grup Türk ile de karşılaştım, 5-6 kişi İsviçre'den kendi kavlarına şarap almak için gelmişler. Çok oyalanmadan, biraz da kıskanarak ayrıldım gruptan ve işe koyuldum çünkü bu kısıtlı zamanda bu kadar şarabın tadımını yetiştirmek bir hayli efor gerektiriyordu.
Günün sonunda yorgunluktan harap ama bir o kadar mutlu bir şekilde evime döndüm.
Nisan ayında St. Estephe apelasyonundan bir şatonun Dikey Şarap Tadımına katılma fırsatı buldum. Daha önce böyle bir tadıma katılmamıştım, benim için çok eğitici oldu. Şatonun adı Phelan Segur.
Dikey şarap tadımıklasikşarap tadımtemalarından biridir (Şarap tadım temaları için tıklayınız) Bu tip tadımlardan daha çok faydalanmak isterdim fakat ne yazık ki böyle bir fırsat her zaman ele geçmiyor. Bu tür bir tadım bence her türlü çok eğlenceli ve bilgilendirici. Bir kere aynı üreticinin, aynı bağda, aynı metotla ürettiği şarapları sene sene inceleyince mevsimsel farklılıkları daha rahat tespit edebiliyorsunuz. Tabi her sene elde ettikleri üzüme göre kupaj oranlarını değiştirmişler fakat çok dramatik oranlarda değil. Yine bu şekilde o üreticinin tarzı hakkında da bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Biz bu tadımda 2009 senesinden 2004 senesine kadarki şaraplarının tadımını yaptık, ki nefes kesiciydi.
Tadımı yöneten Şato'nun kav şefi Fabrice Bacquey bize önce "Chateau Phelan Segur "hakkında bilgi verdi.
Şato'nun tarihine bakacak olursak; İrlandalı BernardPhelan(1770-1841)1805 yılındaLe Clos deGarameyve 1810 yılında daSégurdeCabarnac bölgesini satın almış. Derken Bernard Phelan ölünce, topraklar 30yılSaint-Estèphe belediye başkanlığı yapan oğlu FrankPhelana geçmiş ve mülk "Chateau Segur de Garamney"i oluşturmak üzere birleşmiş.
Şimdiki sahipler 1985 yılından beri oğulları Thierry, Stéphane ve Laurent ile birlikte Xavier Gardinier. İnternette okuduğuma göre kendileri çok ciddi iş adamları yılın çok az bir kısmını Bordeaux'da geçiriyorlar. Şatonun her şeyi ile ilgilenenler ise Yönetici Direktör Veronique Dausse ve Kav Şefi Fabrice Bacquey.
Chateau Calon-Segur ve Chateau Montrose ile komşu olan Chateau Phelan Segur 2003 yılındaki kalite sıralamasında "9 Cru Bourgeois Exceptionnels" arasına girmiş (özel not =Medoc bölgesinde kalite olarak 61 Grand Cru Classe'nin altında bir üretici birliğine bağlı, belirli kurallara bağlı üretim yapan "Cru Bourgeois" statüsünde 247 şato var, bu şato da onlardan biri. Bununla ilgili daha detaylı açıklamayı Medoc Yarımadasını anlattığım Bordo'nun sol yakası adlı yazımda açıkladım, fakat henüz yazıyı yayınlayamadım :)).
Şato'nun ayrıca 1986'dan beri "Frank Phelan" etiketinde ürettiği bir ikinci şarabı var
Bir de yakın zamanda "La Croix Bonis" adlı yeni bir üretimleri de olmuş.
Bağ alanı yaklaşık olarak 89 Hektar. Kullandıkları üzüm çeşitleri yaklaşık olarak
%50 Merlot, %45 Cabernet Sauvignon, %4 Cabernet Franc ve %1 Petit Verdot.
Killi ve taşlı bir toprak yapısına sahip. Yıllandırma meşe fıçılarda 14-18 ay arasında yapılıyor.
TADIM NOTLARI
Frank Phelan 2008
Ön burunda çilek ve ahududu notları. Ağızda meyveli, yuvarlak. Ben sevdim. Merlot'dan kaynaklanıyor galiba tanenler çok yakmıyor ama acılık belirgin. Acılık genel olarak hep belirgin geldi bana hepsinde.
Chateau Phelan Segur 2008
Burunda, daha fazla siyah meyve ve hafif bir kavrulmuş fındık kokusu. Yorumlarda güçlü bir potansiyel gösterdiği söyleniyor. Normal çünkü daha sağlam, daha tanenli. Şimdi içmek için fazla güçlü.
Chateau Phelan Segur 2009
Çok sıcak bir yılmış 2009 ve üzümler aşırı olgunlaşmış. 2009 yoğun bir lezzette. Yine 2008 gibi zamana ihtiyacı var birkaç sene sonra çok daha iyi olacağına eminim. Ön burunda çok hafif pişmiş mısır, vanilya kokusu ama meyvemsiliği örtmüyor.
Chateau Phelan Segur 2007
2007'de hava koşulları çok zormuş. Burunda karanfil, vanilya ve kırmızı meyve kokuları. Dengeli bir lezzeti vardı. %60 Cabarnet, %40 Merlot. Bana biraz fazla yakıcı geldi.
Chateau Phelan Segur 2006
Château Phelan 2006 bir "klasik" olarak tanımlanıyor. %46 Cabarnet, %50 Merlot, %4Cabarnet Franc. Fenolik maddeleri daha yoğun, daha buruk.
Chateau Phelan Segur 2005
Son derece güçlü, yoğun bir şarap. Ama bir o kadar da yuvarlak. Güçlü olduğunu hissettiriyor fakat o kadar kıvama gelmiş ki hiç rahatsız etmiyor. Zaten o sene de çok başarılıymış. Önce domates, geriden de çikolata geliyor (! hey, bunu kendi başıma tespit edebildiğim için ekstra mutluyum, diğerlerini de söyledim ama onlar zaten bilinen koklardı benim için :)) Pik noktası olarak tanımlanıyor.
Chateau Phelan Segur 2004Ağızda kiraz tatları bırakıyor, ipeksi ve zarif. Çikolata, baharat, hafif is kokuları, kızarmış mısır. Hafif tatlımsı lezzette.
Bu son 3 vintage'da belirgin şekilde yıllanmanın etkilerini hissedebiliyoruz. Yumuşama, lezzetlerin olgunlaşması çok belirgin.
Bu tadım temasını öyle sevdim ki anlatamam fakat her zaman böyle bir vintage zenginliğini nerede bulacağız bilemiyorum. Meyveli ve yıllandırma potansiyeli yüksek şarapları ile tanışmak benim için büyük zenginlik oldu. Lakin hala favorim Margaux ;) Sayın BACQUEY'e harika sunumu, yol göstericiliği için çok teşekkür ederim.
With their wide range vintage offer, this tasting was very educational and a great discovery for me. Special thanks to Mr. BACQUEY for his professional presentation and his great leading of the tasting.
Adından da anlayabileceğiniz üzere bu tadım yönteminde bir hayli serbestsiniz. Farklı cins şarapları, farklı marka ve yılları deneyimleyebilirsiniz fakat yine de dikkat etmeniz gereken şeyler var. Daha önce de değindiğim gibi tad alma duyularınız yorulmadan ve güçlü şaraplarla baştan bloke olmadan zayıf olandan güçlü olana doğru ilerlemelisiniz. Yine beyaz şaraplar, kırmızı şaraplardan önce tadılır ve tatlı şaraplar-likör şarapları en sona bırakılır.
2. Dikey Tadım (vertical)
Dikey şarap tadımıklasikşarap tadımtemalarından biridir. Ne yazık ki çok fazla ele geçmiyor. Bu tür bir tadım bir kere çok eğlenceli ve bilgilendirici. Dahası aynı üreticinin, aynı bağda, aynı metotla ürettiği şarapları sene sene inceleme ve mevsimsel farklılıkları tespit etme fırsatı buluyorsunuz.
Diğer bir klasik şarap tadım teması da yatay şarap tadımıdır (horizontal).Dikey şarap tadımıgibi, vintage- yani hasat yılı üzerinden yola çıkılır. Aynı hasat yılında üretilmiş aynı üzüm cinside ya da aynı bölgeden farklı firmalara ait şarapların karşılaştırması şeklinde yapılır. Bu şekilde üreticilerin tarzı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Dikey tadım tek bir üretici veya bağa farklı hasat yılları ile odaklanırken, yatay tadımda tek bir hasat yılı fakat farklı firma ya da bağlar incelenir.
Bir de bu tadımları ne şekilde yapacağınıza dair bir sınıflandırma var bu da:
1. Açık Tadım (open): Bu tadımda tüm şişeler önceden biliniyor ve tadım sırasında da görülüyor.
2. Kör Tadım (blind): Tüm şişeler tadımdan önce biliniyor fakat servis sırasında etiketler kapatılmış duruma (yani servis sırsında hangi şarap olduğu bilinmiyor).
3. Çifte Kör Tadım (double blind): Ne servisten önce ne de servis sırasında şarapların ne olduğu bilinmiyor.
Ki bu son iki tamamen şarap uzmanları için teknikler fakat biz de kendi kendimize denemeler yapabiliriz.
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.