Artık, gıda takviyesi olarak satılan “resveratrol”ün en önemli doğal kaynağının kırmızı şarap olduğunu bilmeliyiz.. Şarap, pıhtılaşmayı azaltıp kan dolaşımını güçlendiriyor, damarlarımızdaki kan akış hızını yükseltiyor. Kolesterol üzerinde de önemli etkisi var.. HDL olarak bilinen iyi huylu kolesterolü yükselterek, LDL, yani kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor. Ayrıca, kolesterolü okside ederek damar sertliği oluşmasını da önleyici rol oynuyor. Binlerce yıl önceki kültürlerde şarabın gençlik iksiri kabul edilmesi, artık günümüzde sağlık için önerilen, Akdeniz mutfağının eşlikçisi şarabın sağlıklı ve uzun ömürlü olmanın sırrı olarak kabul edilmesi önemli değil mi? Nitekim, Fransa’da çok şarap tüketen “Bordeaux”lular uzun yaşıyorlar ve Fransa’nın birçok bölgesinden daha az kalp-damar hastalıklarına yakalanıyorlar. Ancak, dozu da aşıyorlar doğrusu.. Bu nedenle Avrupa’nın en önemli Aritmi (Kalp ritim bozukluğu) merkezi de Bordeaux’da.. Ünlü kimyager-filozof Paracelsus demiş ki : “Sola dossis facit venenum” (Her madde zehirdir, hiçbir şey zehir değildir. Yalnız dozunda alınan şeyler zehir olmakatan çıkar”..
Ertan ANLI'nın Tadım Notları adlı köşesinden alıntıdır.
http://tadimnotlari.blogspot.com/2013/01/jw-steak-house-ankarada-farkl-bir-keyif.html







