22 Aralık 2012 Cumartesi

İşte bir HASAT hikayesi


Snooth'un görsellerine zaten dayanamıyordum, bu posterlerine bittim. İşte karşınızda bir hasat hikayesi. Orjinal postere linkte verdiğim kaynaktan ulaşabilirsiniz.


Kaynak; http://www.snooth.com/articles/harvest-infographic/


İçeceğiniz şaraba karar veremiyorsanız...

İşte size farklı bir yaklaşım, posterin büyük halini kaynaktan indirebilirsiniz.
 
 







 


Farklı şarap çeşitleri tablosu


Bu kadar çok şarap içinden hangisinin hoşunuza gideceğini nasıl bulabilirsiniz? Bu tablo çok yardımcı olabilir. Posterin üzerine tıklayınca veya kaynak adresten büyük versiyonuna ulaşabilirsiniz.

Kaynak: http://winefolly.com/review/different-types-of-wine/


14 Aralık 2012 Cuma

Benim ev yapımı vişne likörüm

 
 
 
Geçen sene hocam bir komşusunun fermente ettiği vişne şarabından likör yapınca aklımı almıştı. o koku, o lezzet beni benden aldı, bir yudumu kahveye nasıl da bir lezzet katıyor.
Tam kış içeceği.
 
Ben de bu yaz anneannemden yayladaki vişnelerden bir bidona biraz ayırmasını istedim.
Çok kolay sadece sapları ayırıp çekirdeği çıkarmadan atıyorsun.
Üzerine vişnenin 1/4'ü kadar şeker eklemesi gerektiğini söyledim, 5-6 tarçın çubuğu ve biraz da karanfil...
Sonra ağzını kapa bekle.
Bitti, gitti :)
 
Aslında tembelliğimden Eylülden beri bekliyordu beni vişnelerim ama evvelki gün alkol derecesini ölçtüm: 10 derece.
 
Genelde bu kadar şeker ekleyince 9-10 derece alkol oluşuyor. Buna 200 ml kadar likör alkolü biraz da (yarım bardak kadar vardı) ekledik. Bizde vardı, siz bulamazsanız votka veya kanyak da olur.
Henüz servis etmedik, servis sırasında da resim çeker eklerim.
 Müthiş kokuyor!!!
 
 
 
 
ilk foto: http://www.enduroist.com/forum/showthread.php?t=7431 adresinden alınmıştır.

7 Aralık 2012 Cuma

Ev buldumm


Uzun zamandır Bordo'da ev arıyorum. Yurtlar kabul etmiyor, yer yok. Evler çok pahalı. Vize alamıyorum derken bugün sonunda ev buldum :)) Appartager diye bir site aracılığıyla. Çok faydalı bir site eğer Fransa'da bir oda arıyorsanız.

Fransızlar bizim gibi değil. Benim yüzleştiklerim, vize servisi dahil, pek arkadaş canlısı değildi. Umarım bu genel bir tutum değildir. Git gide  kendi ülkemin, insanlarımın aslında nasıl iyi olduğunu anlıyorum. Benim memleketim gibisi yok.
Keşke kendi ülkemizde daha iyi çalışma şartlarımız olsaydı da başka arayışlara hiç girmeseydik.
Yoruldum mu ne...

17 Kasım 2012 Cumartesi

Çeşit aroması nedir?



                 Üzümden gelen, belirli çeşidi, iklimi ve toprağı yansıtan aromatik bileşikler, şarapların bölgesel karakteri ve kalitesi üzerine diğer aroma bileşiklerine göre daha belirleyici bir rol oynar. Bu bileşikler şaraplarda çeşit aromasından sorumludurlar. Buna karşın, bunlar üzümlerde serbest halde bulunanlardan farklılık gösterebilirler. Misketler gibi, aromatik çeşitlerin şıraları da şaraplarına benzer aromatik bir şıra verirler. Ancak birçok nötr aromalı üzüm çeşitlerinin şıraları pratikte kokusuzdur. Böyle olduğu halde yapıldığı üzüm çeşidinden gelen, karakteristik aromalı şaraplar verirler. Bu, birçok bilinen üzüm çeşidinde doğrudur: Merlot, Cabarnet Sauvignon, Cabarnet Frank, Sauvignon Blanc, Semillion, değişik Pinot çeşitleri, Gamay, Chardonnay, Chenin Blanc… vb. Üzümden gelen aroma ön bileşikleri kokusuz yapıdaki bağlı aroma maddeleri, şarapta çeşit aroması oluşturdukları için şarapçılıkta çok önemlidirler.
“Çeşit aroması” deyince her bir üzüm çeşidinin kendine özgü uçucu aroması vardır anlamına gelmez. Aslında aynı aileden birkaç üzüm çeşidinin şıra ve şaraplarında, diğer meyve ve bitkilerde olduğu gibi, aynı aromatik bileşikler ve onların öncüleri bulunur. Her bir üzüm çeşidinden yapılan şarapların bireysel aromatik karakteri çeşitli bileşiklerin son derece değişken kombinasyonları ve konsantrasyonlarından kaynaklanır.


                Vitis vinifera üzümlerinde bulunan ve ayrıntılı çalışılmış aromatik bileşikler terpen ailesine aittir. Bu bileşikler misket üzümleri ve onların şaraplarının karakteristik aromalarından sorumludurlar. Bununla birlikte, nötr üzüm çeşitlerinde de düşük konsantrasyonlarda bulunurlar. Genel olarak terpen bileşikleri serbest yapıda ve kokusuz, çoğunlukla glikozit yapıdaki öncül formda üzüm ve şaraplarda tanımlanmışlardır.

                 Aynı zamanda diğer bileşikler de çeşit aromasına katkıda bulunurlar. Tam olarak terpen sayılamayacak olan norizoprenoidler üzümlerdeki karotenoidlerin  kimyasal yada enzimatik yıkımı ile elde edilirler. Aynı zamanda glikozit yapıda öncüller olarak da bulunurlar. Günümüzde  Cabarnet Sauvignon gibi üzüm çeşitlerindeki  sebze (biber)  aromasında  metoksipirazinlerin rolü iyice anlaşılmıştır. Bu bileşikler üzümlerde serbest formda (öncül halde olmayan) tanımlanmıştır. Yakın zamanda tiol fonksiyonlu, oldukça aromatik bazı kükürt bileşiklerinin, özellikle Sauvignon Blanc ve bazı üzüm çeşitlerinin aromalarında önemli rol oynadıkları saptanmıştır. Bu bileşikler üzümlerde S-sisteine bağlı yapıda bulunurlar.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Elektromanyetik alan konusunda doktora yapmış bir arkadaşın ağzından;

 
 


Öncelikle dizüstü bilgisayarlarını asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın.
...

En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken acele edin, işinizi çabuk bitirin.

"Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar havada asılı kalırlar. Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezler, her nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları çekiyorsunuz demektir.

Elinizin hemen altındaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik sinyalleri gönderir. Mutlaka kablolu mouse kullanınız. . Aynı şekilde uzun süreli klavye ve mouse kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. "RSI (Repetitive Strain Injury)" denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan eklem rahatsızlıkları ve "Carpal Tunnel Sendorumu (tekrar eden hareket sendromu )" ciddi sonuçları olan ve ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler.

Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı üretirler. Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın zayıflattığı bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar.

Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP firmasının resmi kitapçığı "lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth kullanmayın” diyor.

Eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon seviyesi daha düşüktür.

Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun. Kabloları mümkün olduğunca uzun tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın, Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil, ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde oluşturun.
Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın.

Günde bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan aktiviteler için bilgisayar karşısında zaman harcamayın.

Son olarak, bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama becerileri yüzünden özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın yakınına koymanızı önereceğim.

Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlamaya devam ederler."

Sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir Dursunbey Güğü Köyü'nde çalışırken, köyde ametist madeni olması nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmiştim.

VE EN ÖNEMLİ KONU: . . . Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, cep telefonunuz uyuyacağınız odada asla açık olarak kalmamalı. Gece siz uyurken Yatak Odanızdan en az 10 metre uzakta olmalıdır!!!!

Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nitekim telefon ile konuşurken sınırı aştığınızda hep başınız ağrır.. Unutmayınki , konuşurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi vardır . . . Mutlaka KULAKLIK KULLANIN ! ! !

Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değiştirin, kablolu alın.

Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın ( mesela bulaşık makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa keyfi yapmayın ), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır makinesinin, çamaşırları döndürme aşamasında hemen uzaklaşın.

Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin. Yapılan araştırmaya göre, "stand by" da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tuketıyorlar. Ve ABD'de bekleme modunda tüketilen elektiriğe " vampir elektirik" deniliyor. Bu da gösteriyor ki elektronik aletler fişten çekilmediği, en azından güç düğmesinden kapanmadığı sürece bizim için tehlike yaymaya devam ediyor.

Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma yetmiyormuş gibi, bizi de tüketiyorlar yavaş yavaş. . .
 
 
Hayalperestin notu: Ben bir de kaktüsün radyasyonu emdiğini biliyorum ama onunla ilgili daha cevap bekliyorum. Haber alınca paylaşırım.

Bu Blogda Ara da Bul :)

Her hakkı saklıdır!!!

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği bu blogdaki eserlerin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın blogundan link vermeden kullanmak suçtur.